Memleket toprağındadır kökü: TKP’nin Sesi arşiviyle Türkiye işçi hareketinin hafızası

Haber

Unutturulmak istenen, uzak gösterilen bir sesin aslında memleketin tam kalbinden geldiğini gösteren büyük bir kapı açıldı. Bir arşivden söz ediyoruz ama açılan şey bir belgeler yığını değil; Türkiye tarihi açısından çok önemli bir dönemi, 1967-1987 yılları arasını kapsayan, işçilerin, gençlerin, sürgünlerin, cezaevi kapılarının, grev meydanlarının, yasların ve direnişlerin içinden gelen, nehir gibi uzanan bir tanıklık.

Uzak değildi; içerideydi

TKP’nin Sesi Radyosu, Yakub Demir’in (Zeki Baştımar) TKP Merkez Komitesi Birinci Sekreterliği döneminde, Oktobr Devrimi’nin 50. yılı arifesinde, 1967 Mayıs’ında yayına başlıyor. İlk başta her ayın ilk Perşembesi 19:45’te, Orta Dalga 904 metre üzerinden yayın yapıyor. Avrupa’ya çalışmaya gelen Türkiyeli işçilere yönelik başlayan yayın, giderek yaygın olarak dinleniyor. Aynı dönemde daha geniş dinleyiciye ulaşan Bizim Radyo’ya kıyasla, daha kısıtlı olanaklarla ve dar bir kadroyla hazırlanıyor.

15-16 Haziran ve devamında yükselen işçi hareketi ile birlikte Kasım 1970’te haftalık yayın düzenine geçiliyor, 1972’de yayın süresi 15 dakikadan 30 dakikaya çıkıyor ve her yayında Türkiye’deki işçi hareketleri, grevler ağırlık taşır hale geliyor. Türkiye’den haberlerin yanı sıra dünya komünist ve işçi hareketinden haberlere yer veriliyor. İsmail Bilen’in TKP Merkez Komitesi Genel Sekreterliği görevini üstlendiği ve 1973 Atılımı olarak bilinen dönemin başlaması ile birlikte yayın sıklığı ve içeriği zenginleşiyor. 1978’den itibaren TKP’nin Sesi Radyosu’na Kürtçe yayınlar da ekleniyor ve arşiv belgeleri arasında bu Kürtçe yayınların kayıtları da bulunuyor.

Bugünün iletişim olanakları ile bakıldığında Perşembe geceleri radyonun başında yayın bekleyen insanları hayal etmek zor olsa da, 20 yıl boyunca pek çok farklı kuşaktan işçiler, öğrenciler, kadınlar, devrimciler bu yayını dinlediler, ondan beslendiler.

1967–1987: Bir radyonun hafızası

TKP’nin Sesi Arşivi, 1967’den 1987’ye uzanan 20 yıllık bir dönemi kapsıyor. Bu 20 yıl, Türkiye tarihi açısından, en başta da Türkiye işçi sınıfının ve emekçi halkın sendikal ve siyasal eylemi açsından çok zengin bir dönem. Grevler, gençlik hareketleri, DİSK’in kuruluşu, Kanlı Pazar, 15–16 Haziran, 12 Mart, Kızıldere, idamlar, uzun yıllar sonra ilk yığınsal 1 Mayıs kutlamaları ve elbette 12 Eylül…

Bu arşiv sayesinde, bütün bu başlıkların soğuk bir kronoloji olmadığını, bir dönemin insanlarının o günleri nasıl yaşadığını, nasıl anlamlandırdığını, neye tutunduğunu görebiliyoruz. Üstelik “sonradan yazılmış” bir anlatı değil bu: Olay olurken kurulan cümleler.

Ayrıca yazılı kayıtların üzerinde tükenmez kalemle yapılmış düzeltmeler politik dilde nelere dikkat edildiğinin ve redaksiyon çalışmasının niteliğine dair de ipuçları barındırıyor.

Kâğıda düşmüş bir ses

Bugün erişime açılan arşiv, TÜSTAV Duisburg Arşivi’nin Türkiye’ye getirilmesi ve yeniden tasnifiyle mümkün hale geldi. Arşivde 1967’den itibaren yapılan yayınların yazılı kayıtlarının yanı sıra aylık yayın dökümleri ve özellikle 12 Eylül sonrası basılıp dağıtılan yayın derlemelerinden oluşan broşürler yer alıyor.

Bu arşiv, sadece tarih meraklıları için değil; bugünü anlamak için dünün cümlelerine bakmak isteyen, 12 Mart’ı, 12 Eylül’ü, grevleri, meydanları günün sıcaklığıyla okumak isteyen, Avrupa’daki Türkiyeli işçilerin hayatını, sorunlarını, örgütlenme arayışlarını yerinden görmek isteyen araştırmacıların, gazetecilerin, belgeselcilerin ve meraklı okurlar için önemli bir kaynak.

Kanlı Pazar ardından yapılan yayın.
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamları üzerine yapılan yayın.
12 Eylül Darbesi ardından yapılan yayın.
1978’de Kürtçe yayınların başlamasının ardından Atılım Gazetesi’nin Mart 1978 nüshasında yer alan okur mektubu.
Scroll top