7 Haziran 2026 tarihinde, Bulgaristan’ın kuzeyinde, Romanya sınırını belirleyen Tuna Nehri üzerindeki Persin Adası’nda, Avrupa’nın son toplama kampı olarak bilinen Belene’de bir anma töreni gerçekleştirildi. 1949 ile 1987 yılları arasında faaliyet göstermiş olan bu kamp, birçok rejim muhalifine işkence yapıldığı tarihsel bir mekan olarak anılıyor. Bu yılki geleneksel etkinlik, “Mağdurlar ve Onların Mirasçılarıyla Dayanışma” temasıyla düzenlendi.
Anma programı, “Hafıza 1945-1989” Vakfı tarafından organize edildi ve Türkiye’nin Sofya Büyükelçisi Mehmet Sait Uyanık ile Sofya Büyükelçiliği İletişim Müşaviri Dilek Kütük, Belene’den sağ kurtulan eski mahkumlar, hayatını kaybedenlerin aileleri ve çok sayıda vatandaş etkinliğe katıldı. Törende, inanç özgürlüğünün önemine dikkat çekilirken, Ortodoks, Katolik, Müslüman ve Protestan din görevlileri ortak dualar gerçekleştirdi. Katılımcılar, acıların simgesi olarak bilinen kamp alanındaki anıta çelenkler bıraktı. Vakfın kurucusu gazeteci Hristo Hristov, kamp kalıntılarının yok olmasını önlemek amacıyla geniş kapsamlı bir imza kampanyası başlattıklarını duyurdu.
Büyükelçi Uyanık, törende yaptığı konuşmada, Bulgaristan Türklerinin totaliter rejim döneminde milli ve dini kimliklerini koruma mücadelesinin önemine vurgu yaptı. Birçok Türk soydaşın, hukuki bir gerekçe olmaksızın bu kampta ağır koşullar altında tutulduğunu ifade eden Uyanık, “Belene, yaşanan büyük acıların en somut belgelerinden biridir. Burada, tüm etnik ve dini gruplardan mağdurları kapsayacak şekilde, özgün yapısı korunarak hafıza alanı ve anıt müze haline getirilmesini temenni ediyoruz.” dedi.
Tarihçi Plamen Pavlov ise, adanın hem doğal güzellikleri hem de tarihi geçmişiyle bir “hafıza ve doğa rezervi” olması gerektiğini belirtti ve adada hala aktif bir cezaevinin bulunmasını eleştirerek, bu durumun tarihi dokuya uygun olmadığını dile getirdi.
Belene toplama kampının tarihi, İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki 1944 yılına kadar uzanıyor. Bu dönemde Bulgaristan Komünist Partisi, muhalefeti bastırmak amacıyla “Halk Mahkemesi” adıyla yapılar kurarak, 28.630 kişiyi gözaltına aldı, 2.730 kişiyi idam etti ve 12.000 kişiyi sürgün etti. Ülke genelinde açılan 20’den fazla toplama kampı arasında en uzun süre faaliyet gösteren Belene, 1987 yılına kadar yaklaşık 20.000 kişinin gönderildiği bir yer oldu ve yüzlerce kişi işkence sonucu hayatını kaybetti. Özellikle 1984-1989 yılları arasında uygulanan zorunlu asimilasyon kampanyası döneminde, kimlik ve din haklarını savunan 550’den fazla Türk ve Müslüman, herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın Belene Kampı’na sürgün edildi.