Dev Fransız şirketi Natixis bünyesinde ABD Baş Ekonomisti olarak görev yapan Christopher Hodge, ABD merkezli ekonomi kanalı Kitco News’e dikkat çekici açıklamalarda bulundu.
Geçmişte New York Fed Baş Ekonomistliği ile Hazine Bakanlığı bünyesinde Avrupa ve Avrasya’dan Sorumlu Müdür Yardımcılığı görevlerini de yürüten Hodge; Federal Rezerv’in (Fed) yeni dönemdeki faiz stratejisini, yeni Başkan Kevin Warsh’ın para politikası yaklaşımını ve Washington politikalarının küresel altın talebi üzerindeki etkilerini analiz etti.
Hodge, ekonomi yönetiminin yakın ve uzak gelecekte fiyat istikrarı hedefine çok daha fazla ağırlık vereceğini öngörüyor. Son beş yılı aşkın süredir kurumun enflasyon hedefine ulaşamadığına değinen ekonomist, gümrük vergileri ile enerji hatlarında yaşanan son şokların fiyatları sürekli yukarı taşıdığını ifade etti.
Hodge’a göre politika yapıcıların, geçici dışsal şoklar ile yerleşik yerel enflasyon dinamiklerini birbirinden titizlikle ayırt etmesi gerekiyor. Yerel dinamiklerde bir aşırı ısınma gözlemlemediğini belirten tecrübeli ekonomist, Tüketici Fiyat Endeksi’nin (TÜFE) yaklaşık üçte birini oluşturan konut sektöründeki anlık verilerin gevşemeye işaret ettiğini, ücret artışlarının da yüzde 2’lik kalıcı enflasyon hedefiyle uyumlu seyrettiğini dile getirdi.
Bu kapsamda Natixis, Warsh yönetimindeki Fed’in dış şokların etkisini net olarak görene kadar faizleri sabit tutacağını ve 2026 yılı boyunca uzun bir bekleme sürecine girileceğini tahmin ediyor.
Yeni Fed Başkanı Kevin Warsh’ın piyasalara ileriye dönük rehberlik sunmaktan kaçınmasını ve faiz tahmin grafiklerine mesafeli durmasını doğru bir yaklaşım olarak değerlendiren Hodge, mevcut belirsizlik ortamında bu aracın işlevsel olmadığını belirtti. Ancak Warsh’ın ilk toplantısında sergilediği aşırı “şahin” tutumun riskler barındırdığına dikkat çekti.
Hodge, Warsh’ın fiyat istikrarı vurgusunu resmi metinlerde çok sert ifadelerle öne çıkarmasının bir güvenilirlik tuzağına dönüşebileceğini söyledi. Önümüzdeki aylarda beklentilerin üzerinde gelebilecek olası bir TÜFE verisinin, kendi söylemleriyle köşeye sıkışan Fed’i zorunlu bir faiz artışına itebileceğini ifade eden ekonomist, şu aşamada makroekonomik verilerin (petrol fiyatlarındaki düşüş, zayıf istihdam verileri ve büyüme revizyonları) Temmuz ayında yeni bir faiz artırımını gerektirmediğini savundu.
Küresel merkez bankalarının rezerv stratejilerindeki değişime de değinen Christopher Hodge, Rusya-Ukrayna savaşıyla hız kazanan dolardan uzaklaşma eğiliminin, ABD’nin istikrarsız iç ve dış politikaları nedeniyle kalıcı hale geldiğini ifade etti.
Washington’ın ticaret başta olmak üzere uluslararası arenada tahmin edilebilir bir ortak olmaktan uzaklaştığını belirten Hodge, küresel aktörlerin dolar riskini azaltmak amacıyla altın alımlarını hızlandırdığını açıkladı.
Merkez bankalarının doğrudan dolar satmak yerine, vadisi dolan dolar pozisyonlarına yeniden yatırım yapmayarak “sessiz bir çıkış” stratejisi izlediğini vurgulayan ekonomist, buna rağmen Amerikan özel sektörünün dinamizmi ve yenilikçi yapısı sayesinde küresel rezervlerdeki payı azalsa bile dolara olan genel talebin yapısal olarak desteklenmeye devam edeceğini sözlerine ekledi.

